2013'e yüklerinizden arınmış olarak girmek ister misiniz?


Bugünkü yazımı koçluk almanın değerinin ne olabileceğini göstermek üzerine yazıyorum. Geçenlerde okuduğum bir doğu hikâyesi, bunu çok güzel bir şekilde anlatmaktadır. 


Sonsuz bir yolda yürüyen bir gezgin vardır. Bu yolcu her türlü yükle yüklüymüş. Sırtında ağır bir kum torbası varmış; büyük su kabı yanından sarkıyormuş. Sağ elinde garip şekilli bir taş, sol elinde iri bir kaya parçası taşıyormuş. Boynunda   yıpranmış bir ipin ucunda eski bir değirmentaşı sallanıyormuş. Ayak bileklerindeki paslı zincirlere bağlı ağırlıkları tozlu topraklarda sürüklüyormuş. Başında ise yarı çürümüş bir balkabağını dengede tutmaya çalışıyormuş. Attığı her adımda zincirler tıkırdıyormuş. Sızlana inleye adım adım ilerlemekte ve kötü talihinden,   kendini tüketen yorgunluktan yakınmaktaymış. Öğle sıcağında bir çiftçiye rastlamış. Çiftçi sormuş:

"Yorgun yolcu, niye bu iri kaya parçasını kendine yük ediyorsun?"

Gezgin cevap vermiş:

 "Çok saçma, fakat daha önce fark etmemiştim."


Bunun üzerine kayayı atarak kendini daha hafif hissetmiş.

Uzun süre yoluna devam ettikten sonra yeniden bir çiftçiye rastlamış ve o da sormuş:

"Yorgun yolcu, söyle bana, niye başındaki yarı çürümüş bal kabağı ile kendine eziyet ediyor ve niye o demir ağırlıkları ayaklarında sürüklüyorsun?"



Gezgin cevap vermiş:

"İyi ki bunu söylediniz. Kendime ne yaptığımın farkında değildim."

Zincirleri çözmüş ve bal kabağını yolun kenarındaki hendeğe fırlatmış. Yine kendini daha hafif hissetmiş. Fakat yol aldıkça tekrar yorgunluk bastırmış. Tarladan gelen bir başka çiftçi kendisini şaşkınlık içinde izlemiş ve

 "Çuvalda kum taşıyorsun, fakat ilerde taşıyabileceğinden çok daha fazla kum var. Sanki Kawir Çölü'nü geçmeyi planlamışsın gibi, o büyük su kabını ne yapacaksın? Nasıl olsa yol boyunca uzun süre sana eşlik edecek temiz bir dere akıyor," demiş.


Bunu duyan gezgin su kabının ağzını açmış ve içindeki acı suyu yola boşaltmış. Sırt çantasındaki kumu yere dökünce, bir çukuru doldurmuş. Bütün bunlardan sonra dalgın dalgın durmuş ve batmakta olan güneşe bakmış. Ona ulaşanlar güneşin son ışıklarıymış. Şöyle bir kendine baktığında boynundaki ağır değirmentaşını görmüş ve birden öne eğilerek yürümesine bu taşın neden olduğunu fark etmiş. Hemen gevşetmiş ve nehire, atabildiği kadar uzağa fırlatmış. Sonunda yüklerinden kurtulmuş bir şekilde akşamın serinliğinde kalacak bir yer bulmak üzere yoluna devam etmiş.


Hikaye burada biter. Aslında doğum ile beraber önce aileden sonra çevreden bir takım mesajlar alırız.

Bu yaşınıza kadar, size gönderilen mesajları gözden geçirebilir misiniz? Sizin hayat yolculuğunuzdaki yükleriniz nelerdir?


İşte KOÇ, sizin mevcut durumunuzu size fark ettiren kişidir. Size soracağı doğru sorular ile, yüklerinizi size buldurtur. Daha sonra da bunlarla ne yapmak istiyorsanız, onu yapmanız için sizi yüreklendirir.


Gandhi’nin bir sözünü, aldığımız bu mesajlara göre yeniden düzenledim;

Duyduklarınıza dikkat edin, düşüncelerinize etki ederler

Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza etki ederler

Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza etki ederler

Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklara etki ederler

Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize etki ederler

Değerlerinize dikkat edin, karakterinize etki ederler

Karakterinize dikkat edin, kaderinize etki ederler



Yeni bir yıla girerken, hayatınızdaki kum torbası, büyük su kabı, eski bir değirmentaşı, yarı çürümüş bir balkabağı,.. vb.’den kurtulmaya ne dersiniz?


2012'de yaşadığınız 
tatmin ve mutluluğun ötesinde 
bir 2013 sizi bekliyor...



Kemal Başaranoğlu

kemal.basaranoglu@kemalbasaranoglu.com         



Etiketler: