Konuşmalarınızı Ring'te mi Gerçekleştiriyorsunuz...


Sözlü-sözsüz her temas bir iletişimdir... Bugünkü iletişiminize göz atın, saldırı ya da savunma halinde bir  ring de mi konuşuyorsunuz?


Bugünkü, yazımı okuduktan sonra karşınıza çıkan ilk kişi ile iletişiminize dikkat ediniz ve görüşmeniz bittikten sonra aşağıdaki başlıklar altında görüşmenizi tekrar gözden geçiriniz.

                 1.       Öncelikle görüşmeyi gözlemleyiniz. Ne görüyorsunuz?
                 2.      Bu gözlemin sonucunda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
                 3.      Bu hisleriniz bir yansıması olan ihtiyaçlarınız nelerdir?
                 4.      Bunun sonucunda istediğiniz/rica ettiğiniz bir şey oldu mu?

Cevaplarınızı verdikten sonra, lütfen bir kez daha gözden geçiriniz. Özellikle 3 ve4. maddeler ile ilgili ne düşünüyorsunuz.


Yukarıda bahsedilen durumu daha de netleştirmek için aşağıdaki örneği vermek istiyorum. Hikaye bir baba ile oğlu arasında geçmektedir. Üzerinde konuşulan konu; babanın oğlunun gece geç saatlere kadar gezmesinden duyduğu huzursuzluktur. Baba aşağıdaki konuşmada yüksek ses tonunu kullanırken, oğul ise isyankâr bir ses tonu ile cevap vermektedir.

…………….
Baba:  Yeter artık, bu kadar sorumsuz bir şekil yaşamanı-davranmanı istemiyorum! Artık gece geç saatlere kadar sokakta kalmayacaksın.
Oğul:  Arkadaşlarım ile eğleniyorduk, bunun neresi kötü. Hem istersen cep telefonumdan beni arayabilirdin.
Baba: Hayır bundan sonra, 9’dan sonra evde olmanı istiyorum. Ayrıca bizlere de gittiğin yeri ve kiminle gittiğini de söyleyeceksin.
Oğul: Öf be ya! Bir türlü büyüyemedik
…………….

 Bu görüşmeyi gözünün önünde tekrar canlandırın. Kendinize görüşme üzerine yeterince düşünecek kadar zaman ayırın. 

Şimdi; aşağıdaki ikinci görüşmeyi okuyunuz..

…………….
Baba:  Son 1 haftadır, eve geliş saatlerini not ettim, 5 gecedir sabaha karşı 3’den önce gelmiyorsun ve ne bana ne de annene nereye kiminle gittiğin hakkında, bilgi vermiyorsun Bu saatlere kadar dışarıda olman, bizi tedirgin ediyor.
Oğul: Düşündüğümde bu hafta geç saatlere kadar dışarıdaydım, bu doğru;
arkadaşlarım ile takıldık. Hani senin tanıdığın, ….. ile idik. Bu nedenle endişelenmene gerek olduğunu düşünmüyorum baba.
Baba: Arkadaşlarını tanısam dahi, her gün en az 2-3 tane gazete haberlerini görünce, gece geç saatlere kadar dışarıda olman beni korkutuyor. Gençsin eğlenmen kesinlikle hakkın. Biz sadece dikkatli - temkinli olmanı ve bizleri bilgilendirmeni istiyoruz.
Oğul: Tamam baba. Kaygılarınızı anlıyorum, bundan sonra gece geç saatlere kalışlarım konusunda daha dikkatli olacağım. 
…………….


Şimdi bu görüşmeyi de gözünün önünde tekrar canlandırın. Kendinize bu görüşme üzerine düşünecek kadar yeterli zaman ayırın. 


Şimdi yazımın başında sorduğum soruları bu iki görüşme için sorgulayalım.

İlk görüşmede; baba saldırı durumunda ve doğrudan doğruya değerlendirme yapmaya, çocuğunu etiketlemeye geçerken; oğul ise babanın karşısında savunmaya geçmiştir. Baba öfkesini oğluna döküp emirler yağdırırken, oğulda bu duruma isyan etmiş ve görüşme babanın baskın ebeveyn karakteri ile tamamlanmıştır. Muhtemelen ilerleyen günlerde çocuk;
·         ya verilen emirleri yerin getirmeyecek ve sonu, daha vahim olacak (son nokta şiddet uygulama),
·     ya da babasını dinleyecek ama kendisi ile ilgili davranışlarda ilgili ilerleyen yıllarda bir takım eksiklikler hissedecektir (aile içi veya dışı çevrede, çatışma ortamında baskın karakterlerin davranışlarını kabul etme,..vs).

İkinci görüşmede; baba öncelikle oğluna 1 haftalık gözlemini (durum tespiti) belirtmiştir.Oğulda bu tespiti onaylamış ve kendi açısından eklemelerini yapmıştır. Baba bu durum tespiti ile ilgili hissettiklerini (kaygılar ve korkular) oğluna aktarmış ve oğlundan beklentisini dile getirerek istekte bulunmuştur. Yapılan görüşmede babanın durum tespiti ve empati ile olaya yaklaşması süreci rahatlatmış, ortamı yumuşatmış; karşılıklı istek ve beklentileri net bir şekilde ortaya  koymuştur. Bunun sonucunda ise; görüşme karşılıklı bir anlaşma içinde tamamlanmıştır.

Bu haftaki yazımın esin kaynağını, şu sıralar okuduğum; “Şiddetsiz İletişim: Bir Yaşam Dili(*)” adlı kitap oluşturmaktadır. Yazar Rosenberg Şiddetsiz İletişimi: “İnsanı gönülden vermeye yönelten bir iletişim yoludur” diye tanımlamaktadır.

Yukarıda bahsedilen örnekte kısaca Şiddetsiz İletişimin 4 öğesinden bahsettim:
           1.       Gözlem
           2.      Duygu
           3.      İhtiyaçlar
           4.      İstek/rica

İletişimde farklı bir bakış ve farklı bir tat tatmak isteyenlere…

(*) Şiddetsiz İletişim - Bir Yaşam Dili  
Yazar : Marshall B. Rosenberg Ph. D.
Sayfa Sayısı : 232
Çevirmen : Lalegül Hümaşah Ergun
Remzi Kitabevi
http://www.remzi.com.tr/kitap.asp?kitapID=3148&anaKategori=106&kategori=115

Kemal BASARANOGLU
kemal.basaranoglu@kemalbasaranoglu.com

Etiketler: ,